SÜPER LOTO'DA KAZANMAK MI İSTİYORSUN. İŞTE SIRLARI

2009-03-03 14:07:00


SÜPER LOTO’DA KAZANMANIN SIRRI

       

         (Umut; yoksulluğun ve yoksunluğun beslediği zenginliktir)

        

         “Şans, talih, niyet beş kuruş, kaderlerde boş yok!!!”

         Çocukluğumun mahallesinde yankılanan bu ses, yaşamımın en zengin anektodunu oluşturur..

         Bu sesin sahipleri, mahalle aralarındaki gezgin şans dağıtıcıları idi… Bir nevi seyyar piyangocu diyebiliriz. İlk kez onlarla şans oyunu oynamaya başladım. Ellerindeki dikdörtgen karton kutunun  içi çeşitli hediyelerle dolu olurdu; Saman gofret, Çikolata, Tarak, Ayna, Firkete, yani kancalı iğne, dikiş iğnesi,  Küçük lastik top ve en büyük ikramiye, arka yüzünde fındık ayıklayan kızların resminin olduğu kağıt “30 TL”.         Kutunun üstünü örten karton, aynı zamanda şans levhası idi. Üzerinde yüz adet yuvarlak yuva bulunurdu. Bu yuvalar alüminyum kağıtla kaplı idi. Şans satıcısına beş kuruş verdiğinizde, yakasından çıkarıp tutuşturduğu toplu iğneyle  alüminyum kağıtla örtülü yuvayı kazırdınız, şans numaranızı yakalamak için. Şans numaranız piyangonuzu belli ederdi. Herkesin umudu “100” numara..”100”numara, çünkü, şans satıcısının söylediğine göre “ karşılığında “30* TL” vardı. Genellikle sıfır numara çıkardı. Amortiler bir ile 5 arası rakamlardı  ve karşılığında saman gofret yerdiniz. Çocukluğumuzun o saman gofretlerin tadını hiç unutamıyorum; çünkü en büyük ikramiyem hep saman gofret olmuştu. O tadı günümüz zamanlarındaki  samanlarında asla bulamadım. Ya bir de ikramiyem çikolata olsa, kesin günümüz çikolatalarına ısınamazdım.

          Genellikle okul çıkışlarında bu şans satıcılarının başına uçuşurduk. Zaman-zaman lastik top ve çikolata kazananlar oldu, fakat asla “30 TL” kazananı görmedim. Ben mi? Dedim ya ben hep samansı amortilerdeydim.        

         Sevgili babam bir akşam, şans kutusuyla eve geldi. Çok şaşırmış, fakat çok da sevinmiştik, çünkü peşinden koştuğumuz şans kutusu, peşimize gelmişti. Sonradan öğrendik ki; sevgili babamın amacı bize uğraşı yaratmakmış. Nedeni, mahallenin haşarılarından olduğum için  ‘böylesi bir uğraşı ile’ mahalleden uzak tutmak istemesi. Bu bir bağlamda benim ticari yaşamla ilk tanışmamdı. Kısacası ticarete atılan en genç kimliklerdik kardeşim Hüseyin ile.

         Aklımda asla olgunun ticari boyutu yoktu; benim aklım kutudaki hediyelerdeydi, özellikle “30 TL”’de.

         İlk gün bağıra bağır mahallemizden, diğer mahallelere doğru yol aldık. Mahallenin tüm bebeleri destan satıcısı kalabalığıyla  peşimizde.. Kaderin ne olduğunu bilmediğim için kader yerine  kadeh diyerek bağırıyoruz: “Şans talih niyet kısmet beş kuruş, kadehlerde boş yok”. Bu yanlış seslendirmeyi, profesyonel şans dağtıcısının uyarısıyla düzelttik.

         Koşuşturmamız öğleye dek sürdü. Şans çekilişine altmışa yakın kişi katılmıştı. Sadece birine, çikolata ve  tarak, geri kalanına gofret ve boş çıkmıştı.

         Benim aklım hala  “30 TL”’de idi. Birine çıkar korkusunu iyiden iyiye duyumsamaya başlamıştım…Dayanamadım. Bize epey katkı veren,  mahallenin bebelerini çil yavrusu gibi dağıttım. Kardeşimle issiz bir çıkmaz sokağın kuytusuna sırtımızı vererek, hızla geri kalan yuvaları eşelemeye başladık. Çıldırmak üzereyiz, heyecandan. Son üç yuva kaldı, hala “30 TL”yok..Yok, yok, yok!!!

         Hüseyin elindeki topu zıplatarak, ben de kös-kös çıkmaz yolun sonuna doğru yürümeye başladık… Bizi uzaktan izleyen mahallenin bebelerini çağırıp gofretleri dağıttım. Endişem akşam babamın da bizi dağıtması. Öyle huyları yoktu, fakat ben yine de verilen bir görevi yerine getirmemenin endişesini taşıyorum..Eve gelince, sevgili annemden daha çok zılgıt yedik. Babam sessizce gülerek “Buldunuz mu büyük ikramiyeyi?” diye sorunca “Baba bunlar seni kandırmışlar, ne bize, ne de kimseye çıkmadı.” Babam bu sefer kahkahayı bastı “Çocuklar o’nun içinde 30 TL ikramiye yok. O sadece Şans satıcısının müşteri çekmek için oynadığı oyun. Kutuya yapıştırdığı para göstermelik para, ben size o göstermelik parayı vermedim, sadece kutuyu verdim, çünkü insanlar o parayı görmese bile, çıkacak biliyor, yani o para umuduyla çekilişe katılıyor… Zaten ben şans kutusunu size özel olarak almamıştım, benim her zaman şeker aldığım şekerci amcanız verdi; bunun toptancısıymış. Bir tane de size götürmemi istedi. Ben de bakalım benim keratalar ticaretin ilk adımını atabilecekler mi diye getirdim….”

         “Bakın bir daha mahallede kavganızı duyarsam, at sırtında doğru köye gönderirim…”

         Babamın amacı ortaya çıkmıştı…

          Biz ise; ticari yaşamımızı girmezden bitirmiş, tekrar mahalledeki yaramazlık işine girmiştik..

         Bu nostaljik  öykü, uzak zaman anektodumdu..

         Şimdi de; yakın zamandaki bir anektoduma yer vermek istiyorum:

                Milli Piyango İdaresi Genel Müdürü İhya Balak, makamında Kurumda müfettiş olarak çalıştığı belirtilen Ahmet Ö. Tarafından  tabancaya vurularak öldürüldü(16 Kasım 2007).

            Ve şunları yazmışım:

“…Piyango buna derler. Bu işin altında Türkiye yi sarsacak olaylar çıkabilir(Bildiğiniz gibi çıkmadı. 30 milyon TL’nin çıkmasını bekliyorum bu sefer). Örneğin ikramiyelerin çıkarsal kurgu ile dağıtıldığı v. s. . Herneyse bir piyango da bana çıkmazdan burada keseyim. .

         Geçenlerde bir arkadaşa sordum ne iş yapıyorsun diye, ‘ağabey büyük bir sektöre girdim.’  ‘Nasıl bir sektör?’. . ‘Ağabey şans holding…  At yarışı, piyango bileti, sayısal, on numara, beş artı bir oynuyorum… Holdingimiz her geçen gün büyüyor, şimdi Süper loto’yu piyasaya sürdüler…

         Şaka bir yana; İnsanlarımızın umutlarını da sektöre dönüştürdük. Bırak bunları, şöyle çevrene bir bak, bir arkadaşın at yarışından veya şans oyunundan zengin olduğunu duydun mu?.  ‘Saklıyorlardır!’. ‘Ne kadar saklar ki?’. ‘Bırak saklamayı, bir arkadaşın aniden mekan değiştirip kaybol du mu?’.  ‘Dediğin doğru, bu şans oyunu gerçekten bir oyun. Kim bilir nasıl bir kumpasın içindeyiz. Biz bize çıksın diyoruz ikramiye, fakat bunlar kim bilir, umutlarımızı kullanarak kimlere kurguluyorlardır…’

         “’Şimdi tam piyangoyu hak ettim işte.’” diye yazımı bitirmişim.

         Bilmem, belki de birileri süper loto kazanmanın sırlarını verecek diye okumuştur yazımı…Öyle bir sırrım olsa sizinle niçin paylaşayım ki..

         Olgunun bir diğer yanı; bazı uyanıkların piyangoda kazanmanın formüllerini veriyoruz diye kitapçıklar yaynlamaları. En kızdığım da; bu kitapların en az piyango kadar satılması..

         Az çok anlamışsınızdır Süper Loto’nun sırrını..

     Discovery Channel'daki piyangonun tarihçesi anlatılıyordu. Talih anlamına gelen "lotto" kelimesi İtalyan kökenliydi ve ilk resmi "Milli Piyango" eski Roma'da düzenlenişti. Çin İmparatoru'nun da Çin Seddi'nin maliyetini karşılamak için bölgesel bir piyango düzenlediği rivayet olunuyordu. ABD'nin eski başkanlarından Thomas Jefferson ise mal varlığının öldükten sonra piyangoyla halka dağıtılmasını vasiyet etmişti. Ve 11 Eylül saldırılarından sonra İspanya Piyangosu'nda en çok talep edilen numaralar arasında felaketin tarihini anımsatan 11, 09 ve 01 başı çekiyordu. Zira İspanyollar her felaketin ardından büyük bir şans doğacağına inanıyorlardı(Yüksel Aytuğ).

 

         Bizde il kez 1856 yılında (Cemaziyülevvel 1273) Ermeni Katolik Kilisesinin (herhalde karşılığında hasılattan pay almak üzere) güvence vermesiyle bir eşya (İstanbul Yeşilköy'de evler ve arsalar) ve para karma piyangosu düzenlenmiş( Milli Piyango İdaresi web sitesi ).

                152 yıldır insanlar umutlarını birilerine Pazar yapmış, şans arıyor, kazanmak istiyor…Ne kadar tuhaf değil mi!?

         Kazanmanın tek sırrı vardır, o da hiç oynamamaktır, çünkü cebinizdekini kaybetmemek sizin en büyük kazancınızdır.…

         Yarın iki tam kolon süper loto oynayacağım, ikramiye 30 milyon TL’yi aşmış..

         DÜŞÜN ÇORBASI

                1- “Turktell Bilişim Servisleri A.Ş. ve Tepe Grubu'nun işbirliği yaparak, şans oyunlarının lisans verilmesi suretiyle özelleştirilmesi ihalesine ön yeterlilik başvurusunda bulunduğu bildirildi. “

         Sonunda; insanların umutları da özelleştirilmeye başlandı.

         2- Vatan Gazetesi’nden Kerim Ülker’in 03 Mart 2008 tarihli haberi: Pamuk’un Nobel’ini tutturan bahisçi Ladbrokes Milli Piyango için geliyor.
Dünyanın en büyük bahis şirketi Ladbrokes, Milli Piyango’nun ihalesine girecek. İngiltere’de yayın yapan finans sitesi thisismoney’nin haberinde Ladbrokes’un Milli Piyango için verilen takvimi beklediği bilgisi verildi. Hilton Group’un şirketi Ladbrokes en son Nobel Edebiyat Ödülleri’nde Orhan Pamuk’u favori göstermişti.Yıllık 26 milyar dolar geliriyle dünyanın en büyük bahis şirketi olan İngiliz Ladbrokes, Türkiye pazarına girmeye hazırlanıyor. Bu yılın Mayıs ayında özelleştirilmesi planlanan Milli Piyango’nun satışına dünyaca ünlü otel zinciri Hilton Group’un sahibi olduğu Ladbrokes da katılacak.

         Belli ki; yoksulluğun ve yoksunluğun beslediği zenginlik olarak tanımladığım “Umut” da birilerine peşkeş çekilerek özel-leştirilecek..

 

*: Bu rakam, aslında “5 TL.” Süper Loto’da 30 milyon TL’ye ulaşan ikramiye tutarını sembolize etmek için “30 TL.”’ye çıkardım.

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU

         Teknopolitikalar Platformu

         evesbere@mynet.com

 

4566
0
0
Yorum Yaz