BANA CEZA KESENİN ANASINI AVRADINI SEVERİM
BANA CEZA KESEMEZSİNİZ BEN KADİR TOPBAŞ’IN..
İnanın bugüne dek 500’ün üzerinde haberi konu yaparak yazı atmışımdır blog’a, ama hiçbiri bu haber kadar beni üzmemiş ve düşündürmemiş ve de umutsuzluğa itmemişti..
Mesleği, görüntüsü ve tepkisi ile bizleri umutsuzluğunu karanlıklarına itecek bir haber ve görsellik..
Kimse bunlara dur demeyecek mi..
Dünya’yı uygar kılan aydınlığın kaynağı teknolojinin tüm verilerinden faydalanacak, bu çizgide altına son model binek arabası alacaksın, fakat o arabaya karanlığa selam dururcasına bir ucube gibi bineceksin, kaza yapınca görevlinin üzerine panter gibi atılacaksın ve iktidar erkini kullanmaktan çekinmeyeceksin..
Bu ülke nereye gidiyor? Ben bunlar için mi, demokrasinin evrensel kurallarını işletmek için savaş vereceğim?
Ey demokrasinin 12 sınırsız ve kuralsız demokrasi avcıları, bunlar için ve bunlarla mı demokratik ilkeleri kurumsallaştıracaksınız?
Bu ülkede çok-çok önemli görevde bulunan, çok-çok işler yapan, bu ülke için kumarhaneden çıkarken yumruk yiyen, vidolu(ikiye katlamalı) tavlayı çok seven bir değerimiz demişti ki “Ülkeyi üçüncü sınıf insanlar yönetiyor”, böyle giderse üçüncü sınıf insanları da arayacağız..
İşte beni benden eden o haber:
İstanbul'da maddi hasarlı kazaya karışan Avukat Nurcan Yanardağ'ın muayene ve trafik sigortası olmadığı gerekçesiyle ceza kesen trafik polislerine, "Ben Kadir Topbaş'ın basın danışmanının eşiyim. Bana ceza kesemezsiniz. Aksi taktirde konu başka yerlere intikal eder(Yemin ediyorum benim bildiğim hemşehrim Kadir Topbaş, eğer bu yaşananlar doğru ise, basın danışmanını uçurur)" diyerek memurları tehdit ettiği öne sürüldü.
Polis memurlarının iddiasına göre, kendilerini tehdit eden Yanardağ, "Sicil numaranızı verin. Ben yapacağımı biliyorum" dedi.
Daha sonra memurlardan birinin üzerine yürüyen Yanardağ, polisin düğmesini koparıp, kolunu tırnağıyla yaraladı.
Yanardağ ise olay yerine çağrılan asayiş ekiplerine, iki polisin de kendisine hakaret ettiğini, birinin ise üzerine yürüdüğünü iddia etti.
Yalan, yalan ve de külliyen yalan..!!
Eğer bu ülkenin etkin ve yetkini; “Yapılan hata, söylenen yalan, yapılan iftira, çalınan mal ve benzeri şeyler Allah için yapılıyorsa, Allah katında(Arapça,indinde diyorlar) affa erişir(Arapça mazhar diyorlar)” diyebiliyor ise; böylesi sanal ilahi yalanları çok yaşayacağız..
Yaşayacağız, çünkü; takkiyenin ustası, laikliği hastası kimlikler; takkiyenin de asaletini bozdular..
Bir yanda, “Partime AK parti değil de AKP diyenler edepsizdir..” diyerek resmiliği dayatacaksın, diğer yanda, “Güneysu’da yaşayan hemşehrilerim orada Potomya da diyor, Güneysu da diyor. Niye bundan rahatsız oluyorsun? Ya, bırak Potomya diyen Potomya desin, Güneysu diyen Güneysu desin..” diyerek demokrasinin evrenselliğini işaret edeceksin..
Ne diyeyim ben şimdi??!!
Nasıl inanayım sana?
Yarın ellerinde bir çaput “İlle de takacaksınız” diyen Yanardağ’ların kapılarımızda patlamayacağının güvencesini verebilir misin?
ŞEVKET ÇORBACIOĞLU
Teknopolitikalar Platformu
evesbere@mynet.com
1 yorum yazılmıştır
Yazan: | Tarih: 2009-08-14 14:30:00Konu: bikerede cezayı adam gibi öyeyen çıksa...........
fıkra
Garibanda cezadan yırtmak ister :
Sarhoşun biri arabasıyla giderken polis çevirir. Ehliyet yok, ruhsat yok. araba perişan halde. polis ceza kağıdını doldurur.
Sarhoşa derki : sana 1000 lira ceza kestim.
Gariban Sarhoş: sen bana ceza kesemezsin.
Polis : kestim işte al gözünle gör.
gariban Sarhoş: Sen kemal abiyi tanıyomusun.
Polis: Bırak lan etiket yapmayı ödeyecekmisin ödemeyecekmisin.
Gariban Sarhoş: sana resmini göstereyim der ve cebinden 20 lira çıkartır:Ba...........
polis şaşırır sonra derki : çok güzel resim 5 tane daha rica edeyim.
Gariban Sarhoş : yürü lan... Yanımızda albüm mü taşıyoruz .der ..
herkes hata yapabilir. Büyüklük hatayı kabul edip kendini düzeltmekte.